Jamie Randall, yakışıklı ve karizmatik bir ilaç mümessilidir. Maggie Murdock ise genç yaşta Parkinson hastalığına yakalanmış, özgürlüğüne düşkün bir kadındır. İkisinin yolları, Jamie'nin işi gereği hastaneleri dolaşırken kesişir. Başlangıçta sadece fiziksel bir çekim olan bu ilişki, zamanla derin bir bağa dönüşür. Ancak Maggie'nin hastalığı ve Jamie'nin kariyer hırsları, ilişkilerini sınayan önemli engeller yaratır.
Maggie'nin Parkinson hastalığı, ilişkilerinin en büyük sınavıdır. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte Jamie'nin sorumlulukları artar ve aşklarının sınırları zorlanır.
Jamie'nin kariyer hırsları, Maggie ile olan ilişkisiyle çatışır. Başarılı bir ilaç mümessili olarak yükselmek mi, yoksa aşkı için kariyerinden vazgeçmek mi? Bu ikilem, Jamie'nin en büyük içsel çatışmasıdır.
Maggie, bağımsızlığına düşkün bir kadındır. Hastalığı nedeniyle başkalarına bağımlı olmak istemez. Jamie ile olan ilişkisinde de bu bağımsızlık arayışı ön plandadır. Ancak aşk, bazen bağımlılığı da beraberinde getirir.
Film boyunca umut ve umutsuzluk dengesi sürekli değişir. Maggie'nin hastalığına rağmen hayata tutunma çabası umut verirken, hastalığın ilerlemesi umutsuzluğa neden olur. Jamie ve Maggie, bu dengeyi korumaya çalışırken aşklarını yaşatmaya çalışırlar.