Evlilik birliğinin sarsılması, Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) boşanma sebeplerinden biridir. Bu durum, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması anlamına gelir. Bu sarsılma, eşlerin kusurlu davranışları sonucu ortaya çıkabileceği gibi, kusursuz davranışları sonucu da meydana gelebilir.
Boşanma davalarında kusur tespiti, davanın seyrini ve sonuçlarını doğrudan etkileyen kritik bir unsurdur. Kusur, eşlerin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini ihlal etmeleri durumunda ortaya çıkar. Bu yükümlülükler, sadakat, ortak hayatı sürdürme, yardım ve destek olma gibi temel unsurları içerir.
Kusur tespiti, boşanma davasının birçok aşamasında önemli sonuçlar doğurur. Bu sonuçlar, tazminat, nafaka, velayet gibi konularda belirleyici olabilir.
Boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu bulunan taraf, diğer tarafa maddi ve manevi tazminat ödemekle yükümlü olabilir.
Boşanma davasında kusurlu bulunan taraf, diğer tarafa nafaka ödemekle yükümlü olabilir. Nafaka, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası olmak üzere ikiye ayrılır.
Velayet, çocuğun bakımı, eğitimi ve temsil yetkisini ifade eder. Boşanma davalarında velayet kararı verilirken, çocuğun menfaatleri ön planda tutulur. Kusurlu davranışlar, velayet kararını etkileyebilir. Örneğin, şiddet uygulayan veya çocuğun bakımını ihmal eden bir ebeveynin velayet hakkı kısıtlanabilir veya tamamen kaldırılabilir.
Boşanma davalarında evlilik birliğinin sarsılması ve kusur tespiti, karmaşık ve hassas bir süreçtir. Bu süreçte, delillerin doğru bir şekilde sunulması, tanıkların dinlenmesi ve hukuki argümanların etkili bir şekilde savunulması büyük önem taşır. Bu nedenle, boşanma sürecinde bir avukattan hukuki destek almak, hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir.