İskandinav mitolojisinin en karanlık figürlerinden biri olan Hel, Loki'nin ve dişi dev Angrboda'nın kızıdır. Diğer kardeşleri kurt Fenrir ve dünya yılanı Jörmungandr ile birlikte, tanrılar için büyük bir tehdit olarak görülmüşlerdir. Odin, bu üçlünün potansiyel tehlikesini sezerek, onları kontrol altına almaya karar verir. Fenrir zincire vurulur, Jörmungandr okyanusa atılır ve Hel ise Niflheim'a sürgün edilir. Bu sürgün, Hel'in trajik hikayesinin başlangıcıdır.
Niflheim, İskandinav mitolojisinde sisler ve karanlıklar diyarıdır. Odin, Hel'i bu diyara göndererek, ölülerin üzerine hükmetme yetkisi verir. Hel, burada kendi krallığını kurar ve ölülerin ruhlarını kabul eder. Ancak bu ölüler, savaşta kahramanca ölenler değil, hastalık, yaşlılık veya kaza sonucu hayatını kaybedenlerdir. Valhalla'ya gidemeyen bu ruhlar, Hel'in diyarına mahkumdurlar.
Hel, fiziksel görünümüyle de diğer tanrılardan ayrılır. Vücudunun bir yarısı canlı ve güzelken, diğer yarısı çürümüş ve korkunçtur. Bu dualite, onun yaşam ve ölüm arasındaki sınırda durduğunu simgeler. Bazı tasvirlerde, yüzünün bir tarafı normal bir insan yüzü gibi görünürken, diğer tarafı iskelet halindedir. Bu ürkütücü görünümü, ona olan saygıyı ve korkuyu artırır.
Hel, tanrılarla olan ilişkisinde genellikle mesafeli ve soğuktur. Ancak bazı önemli olaylarda, tanrıların kaderi onun kararlarına bağlıdır. En bilinen örneklerden biri, Baldur'un ölümüdür. Baldur'un ölümünden sonra, tanrılar onu geri getirmek için Hel'e yalvarırlar. Hel, tüm dünyanın Baldur için gözyaşı dökmesi şartıyla onu serbest bırakmayı kabul eder. Ancak Loki'nin kılık değiştirerek gözyaşı dökmemesi, Baldur'un Hel'in diyarında kalmasına neden olur. Bu olay, Hel'in ne kadar katı ve acımasız olabileceğini gösterir.
Ragnarok, İskandinav mitolojisinde dünyanın sonunu getirecek olan büyük savaştır. Bu savaşta, Hel de önemli bir rol oynar. Ölüler ordusunu Niflheim'dan çıkararak, tanrılara karşı savaşır. Hel'in bu savaştaki motivasyonu tam olarak bilinmese de, tanrılara olan öfkesi ve intikam arzusu etkili olabilir. Ragnarok'un sonunda, dünya yok olur ve yeni bir düzen kurulur. Hel'in bu yeni düzendeki rolü ise belirsizdir.
Hel, İskandinav mitolojisinin en karmaşık ve tartışmalı figürlerinden biridir. Hem ölümün temsilcisi hem de ölülerin kraliçesi olarak, yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgiyi temsil eder. Onun hikayesi, tanrıların adaletsizliği, kaderin kaçınılmazlığı ve intikamın yıkıcı gücü gibi temaları işler. Günümüzde bile, Hel'in figürü edebiyatta, sanatta ve popüler kültürde yaşamaya devam ediyor. Onun trajik hikayesi, insanlığın ölümle olan ilişkisini ve bilinmeyene duyduğu korkuyu yansıtmaktadır.