Hz. Muhammed'in (s.a.v.) vefatından sonra İslam toplumunu yöneten ve İslam Devleti'nin temellerini atan dört büyük halife, İslam tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bu döneme Hulefa-i Raşidin, yani "Doğru Yolda Olan Halifeler" dönemi denir. Bu halifeler, İslam'ın yayılması, devletin teşkilatlanması ve adaletli bir yönetim anlayışının benimsenmesi konularında önemli adımlar atmışlardır.
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) en yakın arkadaşlarından ve ilk Müslümanlardan olan Hz. Ebu Bekir, İslam'ın ilk halifesidir. Halifeliği döneminde karşılaşılan en büyük sorun, bazı Arap kabilelerinin İslam'dan dönmesi (Riddet Olayları) olmuştur. Hz. Ebu Bekir, kararlılıkla bu isyanları bastırmış ve İslam birliğini yeniden sağlamıştır. Ayrıca, Kur'an-ı Kerim'in kitap haline getirilmesi emrini vermiştir.
Hz. Ebu Bekir'in vefatı üzerine halife seçilen Hz. Ömer, adaletli yönetimi ve devlet teşkilatlanmasındaki başarılarıyla tanınır. Onun döneminde İslam Devleti büyük bir hızla genişlemiş, Suriye, Filistin, Mısır ve Irak gibi önemli bölgeler fethedilmiştir. Hz. Ömer, devletin gelirlerini düzenlemek için divan teşkilatını kurmuş, kadıları atayarak adaletin sağlanmasına önem vermiştir. Ayrıca, hicri takvimi başlatmıştır.
Hz. Ömer'in şehit edilmesinin ardından halife seçilen Hz. Osman, Kur'an-ı Kerim'in çoğaltılması ve farklı İslam merkezlerine gönderilmesiyle tanınır. Bu sayede Kur'an'ın farklı okuyuşları arasındaki ihtilafların önüne geçilmiştir. Hz. Osman döneminde İslam Devleti'nin sınırları daha da genişlemiş, Kuzey Afrika ve Kıbrıs fethedilmiştir. Ancak, bu dönemde bazı iç karışıklıklar da yaşanmıştır.
Hz. Osman'ın şehit edilmesinin ardından halife seçilen Hz. Ali, İslam tarihinde önemli bir yere sahiptir. Halifeliği döneminde iç karışıklıklar ve savaşlar yaşanmış, özellikle Sıffin Savaşı ve Hakem Olayı İslam dünyasında derin ayrılıklara neden olmuştur. Hz. Ali, adaletli yönetimi ve ilmiyle tanınır. Nehcü'l-Belaga adlı eseri, onun hutbelerinden ve sözlerinden oluşmaktadır.
İlk dört halife dönemi, İslam tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde İslam'ın yayılması, devletin teşkilatlanması ve adaletli bir yönetim anlayışının benimsenmesi konularında önemli adımlar atılmıştır. Ancak, bu dönemde yaşanan iç karışıklıklar ve savaşlar, İslam dünyasında kalıcı izler bırakmıştır.