Mevsimler, doğanın döngüsü içinde hayatımıza renk katan, farklı atmosferler sunan zaman dilimleridir. İngilizce'de mevsimleri öğrenmek, hem dil becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olur, hem de farklı kültürlerde mevsimlerin nasıl algılandığını anlamanıza olanak tanır. İşte İngilizce mevsimler ve anlamları:
İlkbahar, kışın soğuk ve kasvetli günlerinin ardından doğanın yeniden canlandığı, çiçeklerin açtığı, kuşların cıvıldadığı bir mevsimdir. İngilizce'de "spring" kelimesi, sadece ilkbahar anlamına gelmekle kalmaz, aynı zamanda "fırlamak, sıçramak" gibi anlamlara da gelir. Bu, doğanın uyanışını ve enerjisini simgeler.
Yaz, sıcak havaların, uzun günlerin ve tatilin mevsimidir. İngilizce'de "summer" kelimesi, güneşin parlaklığını ve sıcaklığını çağrıştırır. Yaz, dinlenmek, eğlenmek ve açık havada vakit geçirmek için mükemmel bir zamandır.
Sonbahar, yaprakların sararmaya başladığı, havaların serinlediği ve doğanın renk değiştirdiği bir mevsimdir. İngilizce'de sonbahar için iki farklı kelime kullanılır: "autumn" (daha çok İngiliz İngilizcesi) ve "fall" (daha çok Amerikan İngilizcesi). "Fall" kelimesi, yaprakların ağaçlardan düşmesini ifade eder.
Kış, soğuk havaların, karın ve buzun mevsimidir. İngilizce'de "winter" kelimesi, soğukluğu ve sessizliği çağrıştırır. Kış, içe dönmek, sıcak içecekler içmek ve dinlenmek için bir fırsattır.
Herkesin favori bir mevsimi vardır. Kimi ilkbaharın tazeliğini sever, kimi yazın sıcaklığını, kimi sonbaharın renklerini, kimi de kışın dinginliğini. Peki, sizin favori mevsiminiz hangisi? İngilizce olarak neden o mevsimi sevdiğinizi açıklayabilirsiniz:
Örnek: My favourite season is summer because I love swimming in the sea and spending time outdoors.
Hangi mevsimi severseniz sevin, İngilizce'de mevsimleri öğrenmek, hem dil becerilerinizi geliştirmenize yardımcı olacak, hem de doğayı daha yakından tanımanızı sağlayacaktır.