Egemenlik, bir devletin kendi toprakları üzerindeki en yüksek ve mutlak otoritesidir. Bu otorite, devletin iç işlerinde bağımsız karar alabilme ve dış ilişkilerde serbestçe hareket edebilme yeteneğini ifade eder. Egemenlik, bir devletin varlığının ve bağımsızlığının temel taşıdır.
Millet egemenliği, devletin egemenlik yetkisinin doğrudan doğruya millete ait olmasıdır. Bu ilke, demokrasinin temelini oluşturur ve devletin gücünün kaynağının halk olduğunu vurgular. Millet egemenliği, halkın kendi kendini yönetme idealini gerçekleştirmenin en önemli aracıdır.
Demokrasi ve egemenlik, birbirini tamamlayan ve güçlendiren iki önemli kavramdır. Demokrasi, egemenliğin halka ait olduğu bir yönetim biçimi olarak, halkın iradesinin yönetime yansımasını sağlar. Bu buluşma noktaları şu şekilde özetlenebilir:
Millet egemenliğinin ve demokrasinin korunması için anayasalar önemli güvenceler içerir. Bu güvenceler, temel hak ve özgürlüklerin korunması, kuvvetler ayrılığı ilkesinin uygulanması ve yargı bağımsızlığının sağlanması gibi unsurları kapsar.
Küreselleşme, devletlerin egemenlik alanlarını etkileyen önemli bir faktördür. Uluslararası örgütler, ticaret anlaşmaları ve insan hakları normları gibi unsurlar, devletlerin karar alma süreçlerini etkileyebilir. Ancak, millet egemenliği ilkesi, küreselleşmenin getirdiği zorluklara rağmen, devletlerin bağımsızlığının ve halkın iradesinin korunması için önemli bir dayanak noktasıdır.