Mısır, Nil Nehri sayesinde verimli topraklara sahipti. Bu durum, tarımın gelişmesini ve nüfusun artmasını sağlamıştır. Nil Nehri aynı zamanda ulaşım ve ticaret için de önemli bir suyoluydu.
Mısır'ı Firavun adı verilen krallar yönetirdi. Firavunlar, tanrısal yetkilere sahip olduğuna inanılan mutlak hükümdarlardı. Toplum, firavun, rahipler, soylular, askerler, katipler, zanaatkarlar ve köylüler gibi farklı sınıflara ayrılmıştı.
Mısırlılar çok tanrılı bir dine inanırlardı. En önemli tanrıları arasında Ra (Güneş tanrısı), Osiris (Ölüm ve diriliş tanrısı), İsis (Doğurganlık tanrıçası) ve Horus (Gökyüzü tanrısı) yer alırdı. Ölüme ve ahiret inancına büyük önem verirlerdi. Mumyalama, ölülerin bedenlerini koruma ve ahiretteki yaşamlarına hazırlanma ritüeliydi.
Mısır medeniyeti, devasa piramitleri, tapınakları ve anıtlarıyla ünlüdür. Piramitler, firavunların mezarları olarak inşa edilmiş ve içlerinde değerli eşyalar ve yiyecekler bulunurdu. Tapınaklar, tanrılara adanmış ve dini törenlerin yapıldığı yerlerdi. Mısır sanatı, genellikle dini ve siyasi temaları işlerdi. Heykeller, kabartmalar ve resimler, firavunların gücünü ve tanrıların yüceliğini yansıtırdı.
Mısırlılar, matematik, astronomi, tıp ve mühendislik gibi alanlarda önemli gelişmeler kaydetmişlerdir. Nil Nehri'nin taşma zamanlarını hesaplamak için astronomi bilgisine ihtiyaç duymuşlar ve bu sayede takvimi geliştirmişlerdir. Tıp alanında, mumyalama işlemleri sayesinde insan anatomisi hakkında bilgi sahibi olmuşlardır. Mühendislik alanında ise, piramitlerin ve tapınakların inşası, ileri düzeyde bilgi ve beceri gerektirmiştir.