J.R.R. Tolkien'in Silmarillion'u, Yüzüklerin Efendisi'nin çok ötesinde, Arda'nın ve Orta Dünya'nın yaratılışından başlayarak Valar'ın yükselişine, elflerin ve insanların uyanışına kadar uzanan epik bir anlatıdır. Bu eser, sadece bir fantastik roman değil, aynı zamanda derin bir mitoloji ve kozmogonidir.
Ainulindalë, yani Ainur'un Müziği, Silmarillion'un başlangıcıdır. Her şey, Eru Ilúvatar'ın, yani Yaratıcı'nın, Ainur'u yaratmasıyla başlar. Ainur, Ilúvatar'ın düşüncelerinden doğan kutsal varlıklardır. Ilúvatar, onlara bir tema sunar ve Ainur bu temayı kendi müzikleriyle geliştirirler. Bu müzik, evrenin, yani Eä'nın yaratılışına yol açar.
Ancak, bu mükemmel müzikte bir ahenksizlik başlar. Ainur'dan en güçlüsü olan Melkor, Ilúvatar'ın temasına karşı kendi düşüncelerini, kendi gücünü katmak ister. Bu isyan, evrenin yaratılışında karanlık bir gölge oluşturur. Melkor'un müziği, kaos ve yıkımı temsil eder ve Arda'nın kusurlu bir şekilde şekillenmesine neden olur.
Evrenin yaratılmasının ardından, bazı Ainur, Valar olarak bilinir, Arda'ya inerler. Amaçları, Ilúvatar'ın planlarını gerçekleştirmek ve Melkor'un kötülüğüne karşı koymaktır. Valar, Arda'yı şekillendirir, dağları yükseltir, denizleri oluşturur ve bitki örtüsünü yeşertirler. Ancak Melkor, onların çabalarını sürekli olarak engellemeye çalışır.
Silmariller, Feanor tarafından yaratılan, Valinor'un İki Ağacı'nın ışığını taşıyan üç mücevherdir. Melkor, bu mücevherleri çalar ve karanlığa gömer. Silmarillerin çalınması, elflerin ve Valar'ın Melkor'a karşı savaşının en önemli nedenlerinden biridir ve Silmarillion'un ana temasını oluşturur.
Silmarillion, Tolkien'in yarattığı evrenin temel taşıdır. Yüzüklerin Efendisi'nin olaylarının arka planını, karakterlerin kökenlerini ve Orta Dünya'nın kaderini anlamak için bu eseri okumak önemlidir. Silmarillion, sadece bir fantastik hikaye değil, aynı zamanda yaratılış, iyilik ve kötülük arasındaki mücadele ve özgür irade gibi derin felsefi temaları işleyen bir başyapıttır.