Tazminat davaları, taraflar arasında anlaşmazlıkların yaşandığı ve genellikle uzun süreçler gerektiren hukuki süreçlerdir. Bu süreçte taraflar, mahkeme kararı olmaksızın, aralarında anlaşarak uyuşmazlığı sonlandırma yoluna gidebilirler. Bu anlaşmaya sulh denir. Peki, tazminat davasında sulh sağlandıktan sonra, taraflardan biri anlaşmadan sonra hak iddia edebilir mi? Bu sorunun cevabı, sulh sözleşmesinin içeriğine ve şartlarına bağlıdır.
Sulh sözleşmesi, tarafların mevcut veya gelecekteki bir uyuşmazlığı karşılıklı tavizler vererek sona erdirmeyi kabul ettikleri bir sözleşmedir. Bu sözleşme, Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir ve taraflar arasındaki ilişkiyi yeniden düzenler.
Genel kural olarak, tazminat davasında sulh sağlandıktan ve sulh sözleşmesi imzalandıktan sonra, tarafların bu anlaşmaya aykırı hak iddia etmesi mümkün değildir. Sulh sözleşmesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı kesin olarak sona erdirir ve taraflar, sulh sözleşmesi ile belirlenen hak ve yükümlülüklerle bağlıdır.
Sulh sözleşmesi, bazı durumlarda iptal edilebilir. Bu durumlar genellikle Borçlar Kanunu'nda düzenlenen irade sakatlığı halleridir. Örneğin, taraflardan birinin hata, hile veya tehdit altında sulh sözleşmesini imzalaması durumunda, bu taraf sulh sözleşmesinin iptalini talep edebilir.
Sulh sözleşmesi hazırlarken, tarafların hak ve yükümlülüklerini açık ve net bir şekilde belirlemek önemlidir. Ayrıca, sulh sözleşmesinde gelecekteki olası uyuşmazlıkları da göz önünde bulundurmak ve bu uyuşmazlıkların nasıl çözüleceğine dair hükümler koymak faydalı olacaktır.
Tazminat davasında sulh, taraflar için uyuşmazlığı hızlı ve ekonomik bir şekilde çözme imkanı sunar. Ancak, sulh sözleşmesinin bağlayıcılığı ve sonuçları dikkate alındığında, sözleşmenin dikkatli bir şekilde hazırlanması ve tarafların haklarının korunması büyük önem taşır. Sulh sağlandıktan sonra hak iddia etme imkanı, ancak istisnai durumlarda ve sulh sözleşmesinin iptali hallerinde mümkündür.