Gazneliler, 10. ve 12. yüzyıllar arasında hüküm süren, kökenleri Türkistan'a dayanan bir Müslüman hanedandır. Adlarını, başkentleri olan Gazne şehrinden almışlardır. Samanî İmparatorluğu'nun zayıflamasıyla birlikte güçlenen Alp Tigin tarafından kurulan bu devlet, kısa sürede büyük bir imparatorluğa dönüşmüştür.
Gaznelilerin temelleri, 10. yüzyılın ortalarında Alp Tigin'in Gazne'yi ele geçirmesiyle atılmıştır. Alp Tigin, Samanî ordusunda önemli bir komutanken, yaşanan taht kavgaları sonucu Gazne'ye yerleşmiş ve burada bağımsız bir beylik kurmuştur. Onun ardından gelen hükümdarlar, Gazne'yi giderek güçlendirmiş ve bir devlet haline getirmişlerdir.
Gazneli Mahmut, Gazne Devleti'nin en ünlü hükümdarıdır. 997-1030 yılları arasında hüküm sürmüş ve bu dönemde Hindistan'a 17 sefer düzenlemiştir. Bu seferlerin temel amacı, bölgedeki zenginlikleri ele geçirmek ve İslam'ı yaymaktı.
Mahmut'un Hindistan seferleri, bölgedeki siyasi yapıyı önemli ölçüde etkilemiştir. Hindistan'ın kuzeyindeki birçok Hindu krallığı, Gazneli orduları karşısında yenilgiye uğramış ve büyük miktarda ganimet elde edilmiştir. Bu seferler, aynı zamanda İslam'ın Hindistan'da yayılmasına da katkı sağlamıştır.
Gazneli Mahmut, sadece bir askeri lider değil, aynı zamanda bir kültür ve bilim hamisiydi. Gazne'yi, dönemin en önemli kültür merkezlerinden biri haline getirmiştir. Birçok bilim insanı, şair ve sanatçı, Mahmut'un himayesinde çalışmalar yapmıştır. Firdevsi'nin Şehname'si, Gazneli Mahmut'a sunulmuş ve onun adına yazılmıştır.
Gazneli Mahmut'un Hindistan seferleri ve hükümdarlığı, İslam dünyası ve Hint alt kıtası tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Onun döneminde Gazne Devleti, siyasi, askeri ve kültürel açıdan zirveye ulaşmıştır. Ancak, Mahmut'un ölümünden sonra devlet zayıflamaya başlamış ve 12. yüzyılın sonlarında yıkılmıştır.
Gazneliler, Fars kültüründen büyük ölçüde etkilenmişlerdir. Devletin resmi dili Farsça olmuş, edebiyat ve sanat alanında Fars kültürü örnek alınmıştır. Ancak, Gazneliler aynı zamanda Türk ve İslam kültürlerini de bir araya getirerek özgün bir sentez oluşturmuşlardır.