Halit Ziya Uşaklıgil'in ölümsüz eseri Mai ve Siyah, sadece bir roman değil, aynı zamanda bir dönemin, bir kuşağın ve en çok da Ahmet Cemil'in trajik portresidir. Romanın başkahramanı olan Ahmet Cemil, hayalleriyle gerçekler arasındaki uçurumda sıkışıp kalmış, idealist bir genç aydındır. Edebiyat dünyasına tutkuyla bağlı olan Ahmet Cemil, yazdığı şiirlerle ve edebi projeleriyle adını duyurmak isterken, hayatın acımasızlığıyla yüzleşmek zorunda kalır.
Ahmet Cemil'in en büyük hayali, edebiyat dünyasında saygın bir yere sahip olmaktır. Ancak, İstanbul'un karmaşık ve rekabetçi ortamında bu hayalini gerçekleştirmek hiç de kolay değildir. Aşk hayatında yaşadığı hayal kırıklıkları, ailesinin geçimini sağlama sorumluluğu ve edebi çevredeki entrikalar, Ahmet Cemil'in idealist dünyasını adım adım karartır.
Romanın adındaki Mai (mavi) umutları, Siyah ise hayal kırıklıklarını ve karamsarlığı temsil eder. Ahmet Cemil'in hayatı, bu iki renk arasındaki gidip gelmelerle doludur. Başlangıçta mavi umutlarla dolu olan Ahmet Cemil, zamanla siyahın karanlığına gömülür. Romanın sonunda, hayallerinden vazgeçerek İstanbul'u terk etmesi, onun trajik kaderinin bir göstergesidir.
Ahmet Cemil, Türk edebiyatının unutulmaz karakterlerinden biridir. Onun hikayesi, gençlik hayallerinin ve ideallerinin, acımasız gerçekler karşısında nasıl yok olduğunu anlatır. Mai ve Siyah romanı, sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda bir dönemin sosyal ve kültürel eleştirisidir. Ahmet Cemil'in şahsında, o dönemin aydınlarının yaşadığı sıkıntıları ve hayal kırıklıklarını görmek mümkündür.