Velayet davaları, boşanma sürecinin en hassas ve karmaşık aşamalarından biridir. Bu davalarda çocuğun geleceği söz konusu olduğundan, mahkeme en doğru kararı vermek için titizlikle çalışır. Ebeveynlerin maddi durumu da bu değerlendirmede önemli bir rol oynar. Ancak, maddi durum tek başına belirleyici bir faktör değildir; çocuğun menfaatleri her zaman önceliklidir.
Türk Medeni Kanunu'nda velayet düzenlemesi yapılırken, ebeveynlerin maddi durumuna dair doğrudan bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, kanun çocuğun "menfaatlerini" esas alır. Bu menfaatler değerlendirilirken, çocuğun sağlıklı gelişimi için gerekli olan maddi imkanlar da göz önünde bulundurulur.
Hayır. Maddi durum, velayet kararında tek başına belirleyici bir faktör değildir. Mahkeme, ebeveynlerin:
gibi unsurları da dikkate alır. Örneğin, yüksek gelire sahip bir ebeveynin çocuğuna yeterli zamanı ayıramaması veya duygusal ihtiyaçlarını karşılayamaması durumunda, velayet kararı diğer ebeveyn lehine verilebilir.
Yüksek gelire sahip olmak, çocuğun ihtiyaçlarının daha iyi karşılanabileceği anlamına gelebilir. Ancak, bu durum bazı dezavantajları da beraberinde getirebilir:
Düşük gelire sahip olmak, velayet hakkını kaybetmek anlamına gelmez. Mahkeme, düşük gelirli ebeveynin:
gibi unsurları da dikkate alır. Ayrıca, devletin sağladığı sosyal yardımlar ve destekler de değerlendirilebilir.
Velayet davalarında ebeveynin maddi durumu önemli bir faktör olmakla birlikte, tek başına belirleyici değildir. Mahkeme, çocuğun menfaatlerini en üst düzeyde tutarak, tüm koşulları değerlendirir ve en doğru kararı vermeye çalışır. Bu nedenle, velayet davası sürecinde bir avukattan hukuki destek almak önemlidir.