Hukuka aykırı arama, ceza muhakemesi hukukunda sıklıkla karşılaşılan ve tartışmalara neden olan bir konudur. Bir aramanın hukuka aykırı sayılabilmesi için, arama işleminin kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun yapılmaması gerekmektedir. Bu usul ve esaslara aykırılık, aramanın yapılması için gerekli olan haklı bir nedenin olmaması, arama kararının veya emrinin usulüne uygun alınmaması, aramanın gerçekleştirilme şeklinin orantılılık ilkesine aykırı olması gibi durumlarda ortaya çıkabilir.
Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillerin hukuki niteliği, ceza muhakemesi hukukunda en çok tartışılan konulardan biridir. Bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır. Ancak, CMK'nın 289. maddesi uyarınca, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı açıkça belirtilmiştir.
Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller, delil yasakları kapsamında değerlendirilir. Delil yasakları, ceza muhakemesinde delil elde etme ve değerlendirme yöntemlerine ilişkin sınırlamalar getirir. Bu yasakların amacı, temel hak ve özgürlükleri korumak ve adil bir yargılama yapılmasını sağlamaktır.
Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller, mahkeme tarafından hükme esas alınamaz. Bu deliller, yargılamada dikkate alınmaz ve hüküm kurulurken değerlendirilmez. Ancak, bu delillerin başka delillerin elde edilmesine yol açması durumunda, bu ikinci delillerin de değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışmalıdır. Bu konuda "zehirli ağacın meyvesi" doktrini gündeme gelmektedir.
Zehirli ağacın meyvesi (Fruit of the poisonous tree) doktrini, hukuka aykırı olarak elde edilen bir delilin, daha sonra elde edilen diğer delilleri de etkilemesi durumunda, bu delillerin de hükme esas alınamayacağını ifade eder. Bu doktrine göre, hukuka aykırı bir arama sonucu elde edilen bir bilginin, daha sonra elde edilen bir tanığın ifadesine yol açması durumunda, bu tanığın ifadesi de hukuka aykırı sayılabilir.
Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen deliller, ceza muhakemesinde delil yasakları kapsamında değerlendirilir ve hükme esas alınamaz. Bu durum, temel hak ve özgürlüklerin korunması ve adil bir yargılama yapılmasının sağlanması açısından büyük önem taşır. Ancak, bu konuda yaşanan tartışmalar ve farklı görüşler, konunun önemini ve hassasiyetini göstermektedir.